in KİTAP / YORUM

Asaf Halet Çelebi

ASAF HALET ÇELEBİ
“Mistik Şair”

“He , Lâmelif, Om Mani Padme Hum, Adımı Unuttum, Ayna, Güneşin Işığı, He, İbrahim, Kunâla, Mariyya, Nirvana, Sidharta, Şamandıra Baba…

Asaf Halet bir şans değirmeni gibidir Tibet’in yüksek dağlarından gelen şiiirleriyle. Gizemli, çoğu kişi için anlaşılmaz, doğuya meraklı okurlar içinse dilde doyumsuz bir tad, kulaklarda eşsiz bir ahenktir.”

Kendisini bir kitapçıda “Om mani Padme Hum”la tanıdım. Öyle garip bir seslenişti ki meditasyon yaptığım yıllardan kalma mantralardan biri, üstelik Türkiye’de ve 50 yıl önce şiirle seslendirilmişti. Çok şaşırdım. Kitabı az-buz değil öğrenci harçlığımla aldım. Soluk soluğa okudum, derin manalar yakaladım. Acaba uzakdoğu hayranlığında sarhoş bir entel miydi yoksa binbir hakikati koklamış bir billur sesli mi?Bir kitabı öteki izledi. Kim gizlemişti bu adamı edebiyatın küflü antolojileri’ne her şair toplantısında okunası ince göndermeler ve mistik seslenişler nasıl yutulmuştu, gündüzün sesleri, gecenin perdelerinin arkasında?

Sonra delice bir tanıtma, okutma çabası. Herkese okut, okuyanlar şaşkın ve hayran.”Asaf Halet kimdir?” diye ara, ara, ara. Bir o kitabın arkası, bir bu kitabın arkası. Ne büyük çaresizlik! Bu satırları yazan ben, birinci elden anlatamam size Asaf Bey’i. Kendisini ancak hikaye edenlerin hikayecisiyim. Soluk bir tekrardan öteye gidemez hayatının öyküsünden vereceklerim. Ama ben onu, hayatının öyküsü için değil, dilinin eseri için sevdim. Bir insanla ötekini birleştiren aynı duyguları paylaşmaktır dememiş miydi Mevlana?

1907 yılında 29 Aralık’ta yaşamını geçireceği İstanbul’da doğmuş. Kütüphaneci, memur olarak sürdürdüğü yaşamını yazdıklarıyla renklendirmiş. Fransızca’yı Galatasaray Lisesi’nden öğrenmiş, babası Sait Halet Bey Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü olduğu için iyi bir eğitimi yaşayarak almış.

Bir kaç yıl Fransa’da kalıp memlekete dönmüş. Sanayi-i Nefise’de okumuş. Adliye Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi’nde zabıt katipliği, Osmanlı Bankası ve Deniz Yolları’nda memurluk yapmış. En son Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde kitaplık memuru olarak çalışmış.

“RÜYALAR / Her gün / karışık rüyalar görürüm / sincâbi uykularda / hayaller belirir / kaybolur / Aynalar görürüm / aynalarda rüyalar / bütün bahçeleri / kuşlarıyla / silinir / Yüzler görünür / yüzlerde gözler / yanıp söner / hepsi bana bakar / bir şeyler konuşur / Uyanıklığımı ayıramıyorum / uykulardan / karışık rüyalar içindeyim / ömrümün uykusunda / Aynalardan beni çağıran kız / bir daha göründü / işaret ediyor / bitir rüyalarını da gel / diyor/ en son gördüğün yüz / benim olsun / en son benim uykumda uyu / Rüyaların sonu geliyor galiba / uyanılmaz uykulara dalmak istiyorum.”

Yazdıkları ve şiirleri Hamle, Sokak, Küllük, Uyanış-Servet-i Fünun, Ses, Türk Sanatı dergilerinde yayınlanmış. He şiir kitabı 45 şiirle 1942’de yayınlanmış. Ardından Lamelif 1945’te, bütün şiirlerini Om Mani Padme Hum’da 1953’te toparlamış. 1954’te İstanbul dergisinde “Benim Gözümle Şiir Davası” adlı makalede şiir tarzını açıklamış ve 15 Ekim 1958’de vefat etmiş.

Şairin mistik yönelişi bazı kaynaklarda belirtilen Mevlana soyunun ve geleneğinin bir mirasçısı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak belki de küçük yaşlardaki musiki ve nota hocaları Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ve Rauf Yekta Bey ile babasının derin Farsça bilgisi temelleri atmıştır dememiz de yanlış olmaz.

Haldun Taner onu şu sözlerle anlatır. “Yakasına çiçek takıp kökünü mendil cebine yerleştirdiği küçük bir şişenin suyu ile beslemesi, kocaman bir gülsüz gezmeyen Oscar Wilde’in dandliğini anımsatıyordu. Asaf Halet, böylece, ciddiye alınmaktan çok, insanı bohem renkliliği ile gülümseten bir çağrışım oluyordu.”

Hece Yayınları, Asaf Hâlet’in ‘Mevlânâ ve Mevlevilik’, ‘Mevlânâ’nın Rubâileri’ ve ‘Divan Şiirinde İstanbul’ adlı üç kitabını yayımladı. Sahaflardan başka kimsenin bilmediği kitaplar henüz keşfediliyor. ‘Molla Câmi’, ‘Eşrefoğlu Divanı’ ve ‘Ömer Hayyam ve Rubâileri’ adlı kitapları da basılmak isteniyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan da bütün eserleri başlıklı kitapları yayınlanıyor.

Münevver Ayaşlı, Çelebi’nin ölümünden yıllar sonra bir yazıda şöyle der: “Büyük ve zarif şairimizin derin ve mistik bir ruhu vardı. Yalnız İslam tasavvufuna değil, bütün şark, Asya ve Uzak şark mistiğine derin bir vukufu vardı.”

ESERLERİ:
He (1942), LamElif (1945), Om Mani Padme Hum (1953), Mevlana (1939), Mevlana’nın Rubaileri (1943), Molla Cami (1940), Pali Metinlerine Göre: Gotama Buddha (1946), Divan Şiirinde İstanbul (1953), Naima (1953), Ömer Hayyam (1954) ve Mevlana ve Mevlevilik (1957).

SİDHARTA
niyagrôdhâ
koskoca bir ağaç görüyorum
ufacık bir tohumda
o ne ağaç ne tohum
om mani padme hum (3 kere)
sidharta buddha
ben bir meyvayım
ağacım âlem
ne ağaç
ne meyva
ben bir denizde eriyorum
om mani padme hum (3 kere)

ADIMLAR
bir adım attığım yerde
ne vardı ki
gitmemle kayboldu

her adımımda
sonsuz ben’leri koyuyorum
boşluğa
ve yine ben dolmuyorum

geçip gittiğim yerlerden
iç içe
öne
ve arkaya bakan
bir sürü
ben
ler
koymuşumdur
eskileri çocuk
şimdikiler ihtiyar

HIRSIZ
pencereden giren mehtap
bu evde hırsız var
mehtapta
pencerede oturmus
beni görüyorum

kapıyı çalsam
içerden ben çıkacağım
içerden çıkacak beni
ne kadar görmek istiyorum

penceredeki beni uyandırmalıyım
içerde hırsız var
içerdeki hırsızın
ben olacağımdan korkuyorum.

MİSAFİR
sana bakarak
bütün yüzleri unutmak
kendimden
ve arap saçı olmuş
bir sürü
hikayelerden bıkaraksana misafir geliyorum
denizlerin sesi içinde
ve gündüz güneşlerinde
şaşırmışsana misafir geliyorum
biraz daha uykuya yakın
biraz daha dalgın
biraz daha başka şeylerden uzak
On Mani Padme Hum

CÜNEYD
—(Arapça karakterler) bakanlar bana
gövdemi görürler ben baska yerdeyim gömenler beni
gövdemi gömerler ben baska yerdeyim aç cübbeni cüneyd ne görüyorsun görünmeyeni cüneyd nerede
cüneyd ne oldu sana bana olan
ona da oldu kendi cübbesi altında
cüneyd yok oldu HE vurma kazmayı
ferhâaad he’nin iki gözü iki çesme
âaahhh dagin içinde ne var ki
güm güm öter
ya senin içinde ne var
ferhâaad ejderha bakışlı he’nin
iki gözü iki çesme
ve ayaklar altında yamyassi kasrında şirin de böyle ağlıyor
ferhâaad

MAĞARA

içimdeki mağarada
kurumus ölüler yatar
zehirle gülen zümrüt
ve yakut yatak içinde
bir zaman
beni ugurlamaya gelen
haramîler içimdeki mağarada
bir yığın kitap var
bakınca yakından
tasvirlerin gözleri oynar
ve konuşur
hepsinin yüzleri benim yüzüm gibi
ve gözleri benim gözüm gibi
IBRÂHIM

ibrâhim
içimdeki putlari devir
elindeki baltayla
kirilan putlarin yerine
yenilerini koyan kimgünes buzdan evimi yikti
koca buzlar düstü
putlarin boyunlari kirildi
ibrâhim
günesi evime sokan kimasma bahçelerinde dolasan güzelleri
buhtunnasir put yapti
ben ki zamansiz bahçeleri kucakladim
güzeller bende kaldiibrâhim
gönlümü put sanip kiran kim

KAHKAHA

billûr sarayında çengi dilârâ
bahçede bin kaplumbaga
ve inci ile donanmış fil gidince açıldı kapılar
ne iç oğlanlari var
ne cariyeler kimse yalnız bir kahkaha
bütün odalarda her bos odaya girişimde
bir kahkaha
ve çıkışımda
bir kahkaha

Asaf Halet ÇELEBİ

Kaynakça:
http://www.siir.gen.tr/siir/asaf_celebi/
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=asaf+halet+celebi
http://www.aruz.com/ahcelebi/ahcelebi_asayfa.htm
http://www.ata.boun.edu.tr/chronology/kim_kimdir/asaf_halet_celebi.htm
http://www.cs.rpi.edu/~sibel/poetry/asaf_halet_celebi.html
http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=NL2726KBNB4R3U249725&referer=80239
http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=AT3DTI8DEO2AYKVZQEJ3&referer=80239
http://www.ideefixe.com/kitap/urun_liste.asp?kid=1184
http://www.ykykultur.com.tr/yky/yazar/yazar.asp?id=298

Yorum Yazın

Comment