in KİTAP / YORUM

Dijital Kale

“Quis custodiet ipsos custodes /

Bekçilere kim bekçilik edecek?”

Dijital Kale popüler yazın içinde pek çok kişinin elinde gördüğünüz bir kitap olabilir. Hatta benim gibi “Popülerse iş çıkmaz” diye düşünmüş bile olabilirsiniz. Ancak romana sadece 20 sayfa vermeniz güzel bir tatlıyı kaçırmamanızı sağlayacaktır.

Daha önce Da Vinci şifresiyle adını çokça duyduğumuz Dan Brown yazmış kitabı.
Dijital Kale 80’lerde mikrofilmlerin peşinde koşan soğuk savaş yılları casuslarına yeni bir gözle bakıyor. Tarih boyunca bilgiyi gizlemek ve güç olarak kullanmak için haberleşme sistemlerinin kullandığı şifreleme tekniklerini bir ders havasına girmeden aktarıyor.

Konu Amerikano filmlerinin pek çoğunda olan temaları içerdiği için ustalıkla Holywood yönetmenlerine göz kırpıyor. Macera var, aşk var, hareket var güzel kadın, atletik jön ve bilgisayarlar kurt hackerlar, şifreciler var daha ne olsun?

Bir kitabı, okumayanlara fazla ipucu vermeden eleştirmek son derece güç. Ufak girişlerle film fragmanı gibi anlatmak lazım sanırım. Bir kere kitabı okumak için bilgisayarcı olmak gerekmiyor. Dili çok açık ve basit. İkincisi öyle kafanızı patlatmanız gerekmiyor. Bavulunuzu alıp Avrupa’da şifre aramanız da gerekmiyor. Uzanıverin ve kaptırın kendinizi kitaba.

Fakat aldığınız zevki arttırmak için ipuçları: Asal sayı nedir? Anahtar, kripto, ulusal güvenlik nedir önce kendiniz bir düşünün.

Bildiğiniz gibi tüm haberleşme sistemleri bir bilgiyi bir halden bir hale çevirir ve vardığı yerde tekrar ilk mesajın elde edilmesi gerekir. Bu normal haberleşmedir. Şifreciler ise bu dönüşümün sadece kendileri tarafından yakalanacak yöntemlerle gerçekleşmesini isterler.

Tarih boyunca harf kaydırma , tersten yazma, farklı alfabe kullanma teknikleri kullanılmış, bazıları zeki insanlar tarafından çözülmüş bazıları ise çözülememeştir. Özellikle II. Dünya savaşı’nda Almanların Enigma makinesi başta dehşet yaratmıştır. İngilizler sistemi çözene dek geçen süre de sistemin kırılamazlığı efsaneleşmiştir. Sistemi kıran İngilizler bu anlaşılmasın diye bir süre daha, aldıkları istihbarata rağmen bir miktar zararı göze almış ve daha önemli hamlelerde süpriz saldırılar düzenlemişlerdir.

Yine II. Dünya savaşında Japonlarla kripto savaşları cephe gerisinde sürerken Amerikalıların bir kızılderili kabilesinin az bilinen simgesel dilini kullandığı bilinmektedir.

Bilgisayarlar işin içine girince mesaj giderek mümkün olan en uzun anahtarla kilitlendi. Deneyerek bulacakların yıllarca gerçek mesajı açamaması hedeflendi. Fakat paralel program işlemenin bulunmasıyla, bir problemin pek çok bilgisayara verilmesiyle aynı bilgisayarın yıllarca bulamayacağı bir anahtarın dakikalar içinde çözülebildiği ispatlandı. Bu finans, askeri ve devletle ilgili tüm birimleri ürküttü. Böylece 128 Bitlik şifrelemeler ve Public Key denilen daha güçlü algoritmalar bulundu.

Eh! Size verdiğim bu ön bilgileri daha anlaşılır şekilde kitapta bulacaksınız. Kitap bence temelde insanların bilgiyi saklama özgürlüğü olup olmadığını sorguluyor. Herkesin evet ya da hayır diyerek geçebileceği bu sorunun cevabının o kadar kolay olmadığı, terör, ulusal güvenlik, özgürlük, kavramlarının gördüğümüzden farklı manalara uzanabildiği anlaşılıyor.

Bir arkadaşımın dediği gibi “Bu kitabı üç günden fazla zamanda okuyacak birini tanımıyorum. Çünkü son derece akıcı ve heyecanlı.”

İyi okumalar….

Kaynakça:
http://www.danbrown.com/novels/digital_fortress/reviews.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Digital_Fortress


85 114 125 105 56 105 125

105 3 21 105 48 105 125 2 36

Kitabın son sayfası. Bu şifreyi çözebildiniz mi? 🙂 Cevap aşağıda

85-G- 114-Ö- 125-Z- 105-Ü- 56-M- 105-Ü- 125-Z-
105-Ü- 3-S- 21-T- 105-Ü- 48-N- 105-Ü- 125-Z- 2-D- 36-E-

Gözümüz üstünüzde

Yorum Yazın

Comment