in KİTAP / YORUM

Çöl gezegeni, DUNE

FRANK HERBERT
“Çöl gezegeni, DUNE”

“Atreides ailesinin son üyesi Paul, yüzyıllarca planlanan evliliklerin, ultra gen analizlerinin işaret ettiği varis mi? Kuisatz Haderah mı? Her şeye, geleceğin tüm sarmallarına, zamanda paradoksal yırtıklar yaratmadan tanık olacak o insan mı?”

Dune serisi Frank Herbert’i edebiyat dünyasına görkemli bir şekilde taşıyan basit sade bir fikirle doğmuştur. Çölden başka iklimi olmayan bir gezegen. İngilizce kum tepesi, kumul anlamlarına geliyor.

Galaksinin en zengin kaynağı günümüzün fosil yakıtları gibi “bahar” isimli gizemli bir toz bu çölün değerini milyonlarca kat arttırıyordu.

Bahar, yıldızlar arası yolculuk yapan Uzay Loncası kaptanlarının koordinatları hesaplamaktan öte öngörmeleri için gerekliydi, bahar uzun ömürlü ve sağlıklı olmak isteyen soylu ailelerin temel gıdasıydı, Bene Gesserit rahibelerinin gizemli geçmiş hafızaları için gerekliydi.
Kısacası bahar etrafında çok büyük güçler bir denge kurmuştu. Her şeyin anahtarı baharı vareden çöl gezegenine, Atreidesler diğer büyük ailelerin, özellikle düşmanları Harkonnenlerin keskin gölgesinde atanmışlardı. Bir yandan büyük bir sürgün, bir yandan büyük bir terfi, İmparator Padişah IV. Şaddam tarafından kendilerini bilinmeyen bir kadere yönlendirmişti.

Kıyasıya gerilim, insanın özüne inen bir derinlik, sezgileri uyaran cümleler, dünyanın en akıllı siyasetçilerini ürpertecek uzun vadeli planlar.

Paul Muad’Dib. Temel. Gözyaşını düşmanından esirgemeyen kahin. Hırsıyla herşeye sahip olmak isteyen kurnaz Baron Vladimir Harkonnen, bir Gene Besserit olarak yetiştirilmiş fakat evliliğiyle yeni bir gücü keşfetmiş olan Paul’un annesi Leydi Jessica, Atreides evinin yöneticisi, Paul’un babası Dük Leto Atreides…

Örgü biz Türklere ayrı bir heyecan veriyor. Kullanılan dildeki terimler ve adetler / örfler Arap Tuarek yaşam şekliyle Osmanlı Türkleri üzerine kurulu. Dolayısıyla yabancı bir kitapta kolayca tanıdığımız padişah, Şeyh-hulud, Butleryan Cihat, Mehdi terimleri çok kolay anlaşılıyor. İşin güzel tarafı yazar bunları herhangi bir dini anlamla kullanmıyor. Yani ne aşağılıyor ne yüceltiyor, aynı şekilde Bene Gesseritlerin yöntemlerinde de kilisenin tarzı ustaca değiniliyor. Böylece kozmopolit roman sosyokültürel içerikli bir zenginliği seri boyunca tutarlı bir şekilde götürüyor.

“Bir zamanlar insanlar kendilerini özgür kılacağı umuduyla düşüncelerini makineler üzerine çevirmişlerdi. Ama bu yalnızca makineleri olan başka insanların onları köleleştirmesine fırsat verdi.”

Teknoloji günümüzden binlerce yıl ileri olmasına karşın bilgisayarlar yok. Akıllı makinelerle insanların yaklaşık yüz yıl süren savaşından sonra dinsel bir kararlılıkla “Bir adamın aklıyla benzerlik gösteren makine yapmayacaksın” emri uygulanmıştır. Butleryan Cihat olarak geçen bu olay gördüğümüz tüm teknolojinin otomatik ve yarı otomatik olmasına neden olur. Ancak uzay gemileri, silahlar, genetik çalışmalar, klonlama (gulalar), hatta gezegen ekoloji değiştirme mühendisliği üst sınırlardadır. Bilgisayarlar yerine olasılıkları hesaplayan, beyinlerini programlayabilen mentatlar vardır. Her yönetici elindeki tüm bilgiyi mentatına aktarır. Hangi yönetici mentatın yanlış kararlar vermesini ister ki? Bu nedenle mentatından hiçbirşey gizlemeyecektir.

Rahatlıkla diyebilirim ki çok doyurucu bir seri, Çöl Gezegeni Dune, Dune Mesihi, Dune’un Çocukları, Dune’un İmparator Tanrısı, Dune’un Kafirleri, Dune Rahibeler Meclisi. Altı kitap Frank Herbert tarafından yazıldı.

Ölümünden sonra yayınlanan eserlerini oğlu toparladı. Serinin her cildi daha güçlü. Piyasada gördüğümüz uzadıkça bıktıran serilerden çok farklı olarak kahramanları ve olayları buna bağlı olarak odakları da çok değişken.

Her kitap yeni bir yanını açıyor konunun. Özellikle zamanın geleneksel akışını bozan kahinlerin öngörülmez hareketleri, Fremenler, kadınlardan oluşan ordular, korkunun ve kutsallığın koca cüssesi dev solucan Şeyh-Hulud okuyanların dimağlarında unutulmaz tatlar bırakıyor.

“Bilimkurgu edebiyatı, Isaac ASIMOV, Ursula Le GUIN, Arthur C. CLARKE, Alfred BESTER, Frank HERBERT gibi büyük ustalar olmasaydı, hala küçümsenen çocuk hayalleri arasında yer alacaktı.”

Romanın üstün başarısı uzun bir öykü aslında. 1965′ te yazılan roman ertesi yıl bilimkurgu oskarı diyebileceğimiz ilk Nebula ödülünü kazanmış. (Tam liste için tıklayın. http://www.bilimkurgu2000.com/asp/Oduller.asp?inNo=N&inK=0)
Daha sonra binbir türlü ürünün konusu olmuş. Marvel çizgiroman üretim devi serisini oluşturmuş. 1984’te David Lynch tarafından pek çok kişiye göre başarısız bir şekilde sinemaya uyarlanmış. Oyunlara konu olmuş. Gerek bilgisayar oyunu olarak strateji tarzında, gerekse kart ve hayal gücü oyunları dalında karşımıza çıkmış. http://www.duneworld.org/games/ ve http://www.sorvan.com/games/dune/dune.html

Günümüzde o kadar yaygın ki herkes terimleri anlasın diye Babylon sözlüklerine bir de Dune sözlüğü eklenmiş! http://info.babylon.com/cgi-bin/temp.cgi?id=5617&layout=gt_new.html

En son olarak Sci-Fi bilimkurgu kanalı tarafından uzun bir seri olarak çekilen dizinin gerçekten hakkı verilmiş. Büyük emek, dijital canlandırma, oyunculuk ve kitaba sadakat için söylencek söz yok. Başarılı çalışmanın ilk grubu Dune için üç bölümlük, Dune’un Çocukları için de üç bölümlük diziler çekildi. Görünen o ki ticari başarı bu çekimlerin devamını getirecek.http://www.scifi.com/dune

Kısaca Frank Herbert kimdir? Bilimkurgunun en yaratıcı yazarlarından biri olan Frank Herbert 1920’de doğdu. Televizyon kameramanı, yorumcu radyo spikeri, istiridye avcısı, vahşi ormanda hayatta kalma eğitmeni, şiir çözümleyicisi, yaratıcı yazarlık öğretmeni, muhabir ve editör olarak çalıştı.

İlk bilimkurgu romanı “The Dragon in the Sea”(1956), nükleer denizaltıların, önseziyle yazılmış bir öyküsüydü. Küçük ve gizli bir düşmanın tüyler ürperten öyküsü “The Green Brain”(1966), sinemaya aktarıldı. Bilimle kurgunun, çevrecilikle politikanın çarpıcı bir karışımı olan Çöl Gezegeni Dune, verilen ilk nebula ödülünü kazandı.

Hugo ödülünü Roger Zelazny’nin And Call Me Conrad adlı eseri ile paylaştı. Ve şüphesiz bilimkurgunun en büyük destanı olan Dune serisinin temelini oluşturdu. Dune, David Lynch tarafından, 1984’te sinemaya aktarıldı. 1986’da hayata gözlerini yumdu. Kaynak:Sarmal Kitabevi / Mavi Ada Yayınları – Dune Serisi . Çeviri üzerine yoğun tartışmalar bile kitabın zengin dilini doğrular niteliktedir. http://www.bilimkurgu2000.com/makaleler/mak18.asp

“Korkmamalıyım. Korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim Üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. Korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım.”

Kaynakça:
http://www.scifi.com/dune
http://dukkan.dharma.com.tr/V1/Pg/WriterBook/Number/8726
http://info.babylon.com/cgi-bin/temp.cgi?id=5617&layout=gt_new.html
http://www.bilimkurgu2000.com/makaleler/mak45.asp
http://www.dunenovels.com/
http://www.kirjasto.sci.fi/fherbert.htm
http://www.imdb.com/title/tt0087182/
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dune

Yorum Yazın

Comment