in MİSTİK DÜNYA

Krishnamurti

“Sizi hiç kimse tuzağınızdan çekip çıkaramaz. Hiçbir guru, hiçbir ilaç, hiçbir mantra. Hiç kimse. Ben dahil hiç kimse. Bütün yapmanız gereken, başlangıcından sonuna kadar farkında olmak ve arada dikkati yitirmemek. Farkındalığın bu yeni niteliği dikkattir. Bu dikkatin içinde ben tarafından çekilmiş hiçbir sınır yoktur. Bu dikkat erdemin en yüce biçimidir. Bu yüzden aşktır. Bu en yüksek derecedeki zekadır. Eğer insan elinden çıkmış tuzakların yapısına ve doğasına duyarlı değilseniz, bu dikkat var olamaz.”

20.Yüzyılın başlarında henüz mucizeler çağı kapanmamış, üzerinde güneş batmayan uygarlıklar şaşaalı İmparatorluklarını sürdürürlerken, Britanya İmparatorluğu’nun Lordlarının ve Ladylerinin gizeme olan açlığını doyurmak için Theosophy Derneği (Theosophical Society) kurulmuştu. Bu derneğin yönetim kanatlarında kulaktan kulağa fısıldanan büyük bir sır, çağın en büyük hazine avcılıklarından birini başlattı. “Yeni bir kurtarıcı gelecek. Yeni bir Dünya Öğretmeni”

Dünyanın her yerinde uzmanlar çocukları incelediler, dinlediler ve müjdeli haber Hindistan’dan Annie Besant’ten geldi. Çocuğu bulmuştu. Bir kumsalda yürürlerken yanında bulunan durugörü yetenekleri olan arkadaşı C.W. Leadbeater hayretle çocuğa bakmış ve “Bu çocuğun Aurasında (bedeni saran ve duyguları, sağlığı yansıttığı düşünülen ruhsal enerji alanı) bencillikten iz yok. Bu o çocuk olabilir “ demişti.

Bir Brahman ailesinin sekizinci çocuğu olarak dünyaya gelen Krishnamurti’de yaşının çok üstünde bir diğerkamlık ve bilgelik vardı. Kardeşi ile birlikte apartopar İngiltere’ye getirilen “çocuk öğretmen” henüz 13 yaşlarındayken devasa büyüklükte bir kalabalığın önünde eğildiği bir yarı-Tanrı insana dönüştürüldü. Alcyone dediler çocuğa. Ve kimliği uzun süre bir sır gibi saklanan bilge bir ustanın gözetiminde meditasyon ve felsefe dersleri başladı. Genç bir İngiliz Lordu gibi yetiştirilen çocuk 14 yaşındayken “Usta’nın Dizinin Dibinde” yi yazdı.

15 yaşında “Doğu Yıldızı” gizemci örgütünün başkanı olacaktı. 16 yaşında “Eğitimin Hizmetinde” romanını yazdı.  Çocuk büyüdükçe derneğin beklentilerini aşan genç bir isyancının , bilimsel gözleriyle eleştiriyor, karşı koyuyor, sözleriyle binlerce insanı etkiliyordu.
Üniversiteyi Paris Sorbonne’da okudu. Kardeşi Nityananda’yı genç yaşta kaybetmesi Krishnamurti ‘yi derinden sarstı.

Amerika ve Hindistan arasındaki gezilerinin birinden, bambaşka , keskin bir hakikati görmüş biri olarak döndü. Kimse nedenini anlamasa da derneği 1929 Ağustos’unda toplantıya çağırdı ve tarihe geçen konuşmasını yaparak, 100 bin civarında üyesiyle, çok büyük ticari servetlerin döndüğü Doğu Yıldızı gizemci örgütünü feshetti.

“Gerçek ; yolu da sınırları da koşulları da olmayan bir ülkedir. Gerçeğe götüren hiçbir yol hiçbir din, hiçbir mezhep yoktur. Benim düşüncem budur ve bunda ısrarlıyım.Gerçek bazen insana kendiliğinden gelir. Gerçek örgütlenemez ve örgütlenmemelidir de. Sizler on sekiz yıldan beri dünyayı kurtaracak , sizin yüreklerinizi şenlendirecek, sizi de tutsaklıktan kurtaracak bir öğretmen bekliyordunuz. Bunun için örgütlendiniz. Böyle bir inanç sizin yaşamınızdaki yararsız şeyleri silip götürdü mü ? Sizi daha ergin ve daha özgür kıldı mı? Şimdi başka bir örgüt kurup bir başkasının gelip sizi kurtarmasını bekleyebilirsiniz. Kendinizi içine kapatmak için yeni kafesler örmeniz beni ilgilendirmez. Benim tek istediğim insanların mutlak ve koşulsuz bir özgürlüğe ulaşmalarına yardımcı olmaktır.” diyordu konuşmasında.

1930 yılından, öldüğü 1986 yılına dek Avrupa , Amerika, Hindistan arasında yolculuklar yaptı. Sayısı binlere varan konuşma , tartışma, TV programı, ses kaydı ve kitapla karşısına gelenlerle bir arkadaşın bir arkadaşla konuşması gibi doğrudan , felsefelere dalmadan, yönlendirmeden konuştu.

Elbetteki yaktığı ateş elden ele yayıldı. Çünkü o diğer mistik öğretmenler, gurular, dini liderler gibi korkutarak, inandırarak paralar toplayarak ya da sadakat isteyerek kendine bir paye çıkarmıyordu. Tek istediği insanların kendi keşfedecekleri özgür ve sınırsız boyut, gerçek özgürlüktü.

1960 öğrenci hareketleri, müzik grupları , felsefeciler, çiçek çocukları ve hatta Quantum Fizikçileri kendisinden etkilendi ve yeni bir dünyaya gözlerini açtılar. Henry Miller, G.B. Shaw, Aldous Huxley, Halil Cibran, Anne Morrow Lindbergh, Francis Hackett, Dr. David Bohm , Charlie Chaplin bunlardan sadece bir kaçı.

Amerika’da eğitim için yazdığı mektuplar ciddiye alındı. Önerdiği yeni bakış açısını temel alan okullar açıldı.

1895 yılında gözlerini açtığı dünyaya 1986 yılında gözlerini yumdu. Ölmeden önce yıllardır anlattığım şeylerin özüdür diyerek ardından öğretilerinin çekirdeğini bıraktı. (The Core of Teaching)

“Özgürlük bir tepki değildir, özgürlük bir seçim değildir. Seçebildiği için özgür olduğunu düşünmek sadece iddiadır. Özgürlük, içinde ceza korkusu ve ödül beklentisi olmayan yönsüz saf bir gözlem halidir. Özgürlük, insan gelişiminin sonunda değil varoluşunun ilk adımında yatar. Gözlem halindeyken kişi özgür olmadığını görmeye başlar. Özgürlük, bizim günlük varoluşumuzu ve aktivitelerimizi yaşarken seçmesiz farkındalığımızda bulunur.

Düşünce zamandır. Düşünce deneyim ve bilgiden doğar geçmişten ve zamandan koparılamaz. Zaman insanın psikolojik düşmanıdır. Eylemlerimiz bilgi ve zaman üzerine kurulu olduğu için insan zamanın kölesidir. Düşünce sürekli sınırlıdır bu nedenle biz çatışma ve mücadele içinde yaşarız. Psikolojik evrim yoktur.

İnsan kendi düşüncelerinin farkında olduğu zaman görecektir ki düşünen ve düşünce şeklinde bir bölünme vardır. Gözlemleyen ve gözlemlediği, deneyimleyen ve deneyimlediği. Sonunda bunun bir ilüzyondan ibaret olduğunu keşfedecektir. Sonra sadece saf bir gözlem kalacaktır, geçmişin ve zamanın gölgesini içermeyen bir kavrayış.

Bu zamansız kavrayış zihine derin, köklü bir mutasyon getirir. Bütünsel , toptan olumsuzlama asıl, en olumlu harekettir. Psikolojik açıdan düşüncenin getirdiği herşey toptan olumsuzlandığında, yalnız ondan sonra orada aşk vardır, aynı zamanda merhamet ve zeka olan. ”

Mart 1988’de İhan Güngören, Yol Yayınlarından “İç Özgürlük” adıyla kitabını bastırdıktan sonra geçte olsa fikirleri ülkemizde de duyuldu. Ruh ve Madde Yayınları da bir kitabını Türkçeye çevirdi. Sonra çeşitli yayınevlerinden birer kitabı yayınlandı.

Ayna Yayınevi Krishnamurti’nin toplu eserlerini düzenli serilerle yayınlayarak Türkçe’deki büyük bir eksikliği tamamladı.

“Korku Üzerine, Tanrı Üzerine, Doğa ve Çevre Üzerine, Öğrenme ve Bilgi Üzerine, Hakikat Üzerine, Yaşamak ve Ölmek Üzerine, Özgürlük Üzerine, Çatışma Üzerine, Sevgi ve Yalnızlık Üzerine, Zihin ve Düşünce Üzerine, İlişki Üzerine…”

“Sevgili ile ne demek istediğimi soruyorlar. Açıklayayım, siz istediğiniz gibi anlayın. Benim için O Krishna, Kuthumi, Maitreya, Buda–bunların hepsi, ama hepsinin biçiminin ötesinde. Ne ad verdiğiniz ne fark eder ki?…
Benim Sevgilim gökler, çiçekler, her bir insan. Ben Sevgilimle birleştim… ve siz Onu her bir hayvanda, her bitkide, acı çeken her insanda göremedikçe anlayamayacaksınız.”
Krishnamurti (12 Mayıs 1895- 17 Şubat 1986)

Krishnamurti Konuşmaları Video

Kitaplarını Satın Almak İçin:
http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=DM9FF3E3B5TGFNSVDAEB&referer=80239
http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=G7OIGUHZFS6S7I9NI0V5&referer=80239
http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=WH0RL4VHW52WDJTVF4HS&referer=80239
http://www.ideefixe.com/Kitap/urun_liste.asp?kid=4249&query=0&f=1&referer=80239

Kaynakça:
Ayna Yayınevi J.Krishnamurti Toplu Eserleri
Yol Yayınları İç Özgürlük
KFA (Krishnamurti Foundation Of America)
http://www.kfa.org
http://www.aynayayinevi.com
http://www.kinfonet.org

* Bu yazı aylık kültür ve sanat dergisi EKINOKS’ta Ağustos 2004 sayısında yayınlanmıştır. Tüm hakları yazar Süleyman Sönmez’e aittir.

FOTOĞRAFLARI

Yorum Yazın

Comment