in KÜLTÜR VE SANAT

Nimet Demirbağ Sanlıman

YAŞAMDAN KESİTLER, BELGESEL BEBEK SANATÇISI
“NİMET DEMİRBAĞ SANLIMAN”

“Hikaye bir yıl önce başladı benim için. Hani bir romanın ortasından başlarsınız ve roman sizi sarar sonra biraz sonrayı okursunuz, biraz önceyi ve karakterleri tanır, ortamı tanır belki defalarca okursunuz. Böyle kitap nadir çıkar. Bir çok kitap baştan okunmaya başlanır ve o şekilde sona erer. İz bırakan insanlar da defalarca okunan kitaplar gibidir.”

Evet, her şey idari müdürümüzün bir davetiye tasarlanacak sözüyle başladı. Bu davetiye bir sergi için yapılacaktı. Öylesine yoğun bir zamandı ki sürekli çalışıp koşturduğum işlerin bir türlü yetişmediği bir zaman. Nasıl yapacağım, konu ne olacak, gerekli doneleri getirecekler mi? diye telaşla düşünürken, minyon tipli gözlerinin içi gülen bir İstanbul hanımefendisi kapıdan girdi. Yerimiz üçüncü kattaydı ve tabi o merdivenleri aşmaktan nefesi kesilmiş ancak yüzünde öyle güçlü bir enerji vardı ki hemen kalktık yanına gittik oturttuk ve sohbet etmeye başladık. “Bebek yapıyorum” diyerek başladığı cümlenin işte o kitabın ortasından alınma ilk cümle olduğunu bilmiyordum.

“Nasıl bebekler? Çocukların oynadığı tarzda mı dediğimizde incelikle sustu ve sanatıyla övünmeyen ancak yaptığı işin bunun çok ötesinde olduğu gösteren gülüşüyle gülümsedi. Yanında getirdiği albümü açtı ve macera başladı!

İnsanlar… Hareket halinde duran, yaşayan insanlar… Yüzlerindeki mimikler kusursuz denecek kadar kesin. Üstelik sadece bir avuç kadarlar. Üstlerindeki elbiseler, eşyaları iş aletleri inanılmaz. Şairin dediği gibi öylece kalakaldım keşke daha önce gördüklerime güzel demeseydim. Şimdi söyleyecek sözüm kalmadı diye düşündüm.. Sonra bu olağanüstü bayana adına sordum Nimet Demirbağ SANLIMAN diyerek cevap verdi.

Bu eserleri yapan insanı anlamaya çalışarak ellerine ve gözlerine baktım o ruhun kıvılcımlarını gözlem yeteneğindeki harikalığı izledim. Son derece kültürlü dilinde iyi eğitimli dünyayı görmüş geçirmiş yine de tertemiz kalmış tınılar aksediyordu.

Evet böylece macera başladı. Davetiyeyi canla başla tasarladım. Baskı öncesi göstermek için evlerine gittiğimde başka bir süpriz beni bekliyordu. Eşi Tayfur SANLIMAN. Aylar önce çizdiği tabloları görmüş ve kim acaba nerede yaşar nasıl böyle mistik bir ışıkla resmeder resimlerini demiş, araştırmak için notlarım arasına eklemiştim. Evdeki resimlerini gördüğümde tanıdım. İşte karşımda tok güçlü sesi ve içten haliyle duruyordu. Bulunduğum süre içinde kendi sanatı karşısındaki acemiliğime rağmen beni hiç kırmadan “Genç dostum şunu şöyle yapsak daha mı iyi durur” diyerek tasarım sanatıma katkılarda bulundu. Elbetteki bir üstadın alçakgönüllü olanı makbuldur ancak bu zamanda kaldı mı böyle ustalar?

Günler geçti ve sergi günü geldi. Heyecanlı bir topluluk her bebeğe bakıyor, duruşlarından öykülerini ruhlarını sezmeye çalışıyorlardı. Sonra Nimet Hanım’ın bilgisayarlı sunusu başladı. Fotoğraflarla “Yaşam Boyu Bebek” olgusuna adım adım girdik. İngilizce “idol” terimi ile başlıyor minik insan heykellerine sonra “doll” olarak kullamılıyor. Türkçe ise bebek kelimesinden daha yakın bir tasvir yok. Bu ilk bakışta oyuncak kavramını getirse de bu sanatın odağı kalıp üretim değil, tamamen el işi göz nuru. Ardından Nimet Hanım her bebeğin yapılış öyküsünü anlatmaya başladı. Neler neler. Yörük çadırlar, Balıkçı Kamil, Türkiye Birncilikleri Amerikalıların satın aldığı eserler, ayakkabı boyacısı, çalgıcılar…

Gün bitiminde kitabı ileriye doğru okumaya devam ediyordum. Bu işin tarihini ve Nimet Hanımı yakından tanıyamamıştım.

Aradan bir yıl geçti. Telefondaki ses onundu. Halimizi hatırımız soruyor ve o günkü sunumda çekilen fotoğrafları merak ettiğini söylüyordu. Nasıl sevindiğimi anlatamam. İşin ilginci o fotoğrafları CD?ye yazmıştım. Ancak teslim etmeye fırsatım olmamış ve ilginç bir şekilde unutmuştum. Doğrusu unuttuğuma sevindim. Böylece eşimle birlikte harika bir ziyarete gitti.

Şimdi kitapta geriye doğru gidiyorum. Böylesi daha anlaşılır olacak.

Fotoğraf müthiş bir üstadın imzasını taşıyor. Ara GÜLER. Resimli Hayat – 1955 / Röportaj Nurcihan Kesim

Nimet Demirbağ SANLIMAN, Robert Lisesi mezunu. Modern eğitimiyle 1950’li yıllarda bebek tasarlamakla tanışıyor. Ustası Zehra Müfit Saner ilk el yapımı “belgesel nitelikli bebek” sanatçısıdır. 1936’da Kızılay, Kızılhaç, Kızılarslan, ve Güneş derneklerinin katılımıyla dünyanın ilk bebek yarışması yapılır. Taksim Belediye Bahçesi’nde yapılan yarışmaya 20 ülkeden katılımcılar arasında Zehra Hanım’ın “Arzuhalci” adlı eseri birinci oluyor.

Daha sonra Elif Bebek atolyesinin Beyoğlu’nda açılması ile yıllar süren bir üretim aşaması geliyor. Nimet Hanım hayatı boyunca toplum hizmetleri ile içiçe sürdürdüğü sanat yaşamını. Kendi ağzından dinleyelim hayat hikayesini.

“1947 Yılında Amerikan Kız Koleji’nden (Robert Kolej) mezun oldum.
Hocam Zehra Müfit hanımın yaptığı bebekleri görüp hayran olduğumda ve hobi olarak kendisinden ders almaya başladığımda bu işin hayatımı yönlendireceğini hiç düşünmemiştim.

Hocamın vefatından evvel “Nimet, elimi sana veriyorum, bu işi benden sonra sen götüreceksin.” sözlerinden bir süre sonra 1955 yılında Beyoğlu Amerikan Haberler bürosunda ilk sergimi açtım. Büro tarafından yılın en başarılı sergisi olarak nitelendirilen bu serginin Ankara ve İzmir bürolarında da yinelenmesi önerildi.

Ankara sergisinde Dönen Dervişler ile Sema kompozisyonu Konya Mevlana Müzesi tarafından alındı ve yıllarca müzede sergilendi. Türkolog Anne Marie Schimmel’in isteği üzerine Margburg Dinler Tarihi Müzesi’ne de bir benzeri yapılıp gönderildi.

Bu konuyu bir sanat olarak algıladığım için aynı yıllarda Topkapı Sarayı’nda Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in Tezhip-Minyatür derslerine ve Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Atölyesine misafir öğrenci olarak devam ettim.

Ayrıca torun sahibi iken de Salzburg’daki yaz akademisinde dersler aldım.
1960 Yılında Beyoğlu-İstiklal caddesinde ” Elif Bebek ” atölyesini açtım. Aynı yıl bana hayat boyu en olumlu desteği veren eşim ressam Tayfur Sanlıman ile evlendim.

“Dünya’da iki yerde 100% el yapımı bebek gördüm, biri İsrail’de biri de sizsiniz… ” Bu sözler dünyaca ünlü bir bebek kolleksiyonerine ait.

Bebeklerimi Kitre ve Pamuk kullanarak tek tek baş, kollar parmaklar, ayak-bacaklarını hazırladıktan sonra doğru oranlarda ve konunun pozuna uygun olarak biraraya getiririm. Kıyafetlerin gerçek olmasına azami özen gösteririm.

Çalıştığım bir diğer tip de Mısır Kabuğu ile yapılan bebeklerdir. Sosyal faaliyetlerim içinde en önemlisi Uluslararası İş ve Meslek Kadınları – Soroptimist teşkilatı içindeki çalışmalardır.

Amacı kadının statüsünü yükseltmek olan bu gönüllü kuruluşta Türkiye Federasyon Başkanlığı ve Milli Delegelik yaptım.

İnsanlık tarihi kadar eski olan figürlerin, günümüzde büyük sanayi haline gelene kadar geçirdiği evreleri ve ‘ Bebeklerin Hikayesini ‘ anlatan dia gösterisi ve sergimi içeren bir programım var.

“Bu bebekleri yapmak tutku demiyeyim ama aşkla olabilecek bir şey. Bu yıl benim meslekte 50. yılım”

Ağanın Kızı Fatma ile Rençber Mehmet ( Türkiye 1. si )

“Bebeklerimi kitre ve pamuktan yapıyorum. Çok sabırlı olmak gerekiyor. Başlamadan önce nasıl bir bebek yapmam gerektiği konusunda bir ön araştırma yapıyorum. Belli bir yöreye özgü bebek yapıyorsam o yörenin geleneksel kıyafetleri ve yaşam tarzı üzerinde bilgi ediniyorum. Bunun içinde bir birikim gerekiyor. Günlük yaşamda karşılabileceğimiz insanlar üzerinde yoğunlaşıyorum.

En önemli kuralım ise her şeyi aslına sadık yapmak”

Kavuklu Hamdi kavuğu kime miras bıraktı bilinmez ama bu güzel cism-i endamı Nimet Hanım’a teslim ettiği besbelli.

“Kozalakları görür görmez dedim ki Aaa Kafkaslar. (Bebeklerin kafalarını gösteriyor) Böylece Kafkas ekibini yaptım”

Yüzlerindeki ifadeler ne kadar gerçekçi!” dediğimizde güleç yüzüyle anlatıyor )

Bir gün bu dua okuyan yaşlı adam fotoğrafını bir konuğum gördü? “Bu bey kim?” dedi. “Dedem” dedim. Kadın anlamadı bebek olduğunu ben şaka yapmıştım halbuki, ama artık söylemeye de utandım.”

“İnsanlar gibi bu bebeklerin de kaderi var. Mesela Yörük Çadırı. Taşındığımzda sonra almak üzere evde bırakmıştık. Çalışan boyacı ustalar bebekleri almış gitmiş sadece çadır kalmıştı. Üzüldüm ve onu da sevdiğim birine verdim.”

“Bebekleri bir yere bakarak yapmıyorum. Tamamen birikim. Bazen “ocağa üfleyen kadın” da olduğu gibi emperyonistlerin resimlerini tarayıp ve işte aradığım ifade bu dediğim oluyor. Bu çalışmayı yaptığımda Beyoğlu’ndaki Elif bebek evindeydim. Yeni yaptığımız bebekleri satmaz, bir süre izler tadını çıkarırdık. Kapıdan bir Amerikalı girdi “Ben bu bebeği satın almak istiyorum” dedi “Satamam olmaz daha yeni yaptık” dedim. Saatini gösterdi. ‘”adece 2 saat sonra gemim kalkacak ama ben bu bebeği almadan hiç bir yere gitmem.” O zaman bebekleri hangi fiyattan satıyorsak aynı fiyattan sattık.”

“Balıkçı Kamil. Evet, Bozcaada da balıkçıyı yapmaya başladığımda ona hep Kamil diyordum sonra bir balıkçı ile tanıştım. Ondan bir miktar ağ aldım. Bebeği yapmaya devam ederken ismini sordum. ‘Kamil’ dedi. Ama ben bebeğe başladığımda bunu bilmiyordum”

“Bazı nesnelerin yapılmasında eşim Tayfur Bey yardım eder eli daha yatkındır. Mesela bu lehimcinin eşyalarını o yaptı.”

“Hımm evet çalgıcıların bu ikisi yanyana zaten. Baksana adam çapkın biri. (Kulağın ardındaki gülü gösteriyor gülerek, sonra danseden çingene kızı) aralarında bir şeyler olabilir”

“Bir gün, bu oturan eski Osmanlı Hanımı ve zenci kompozisyonu için bir zenci ziyaretçi itirazda bulundu“Bakın beyaz kadın yukarda oturuyor zenci kadın aşağıda.” Elbette ona bizim kültürümüzdeki halayıkları, onların evin içinden biri gibi görüldüklerini anlatmaya çalıştım ama (gülümsüyor) sanırım ikna edemedim.”

” Evet kadın üzgün, çünkü bebeği çok hasta”

“Topkapı Sarayı’nda hocam Ord. Prof. Dr. A. Süheyl ÜNVER Bey’in tezhib minyatür kurslarına devam ediyordum. Başlangıçta amacım iyi fırça kullanmayı öğrenmekti. Fakat bana çok olumlu katkılarda bulunan o ortamda 8 yıl geçirdim”

EV HALİ İŞTE 🙂 HANGİMİZ ARADA ŞEKERLEME YAPMAYIZ Kİ ?

Gururlu onbaşı fotoğraf çektiriyor, Üsküdar’a giderken katibim eğilip düşen o mendili alacak. Nimet Hanım eşsiz sanatını daha çok sanatseverle buluşturmak istiyor. Kültürün içinde yetişmiş gerçek hayat belgesellerinin Anadolu insanından zamanda geriye ve ileriye yüzlerce bebek modelin anlattığı hikayeleri bizlerle paylaşmaktan memnun oluyor. Televizyon programlarına çıkıyor. Eşiyle birlikte Caddebostan’daki evlerinde yaşıyor Bozcaada’da atölyelerinde üretiyor. Dileğimiz büyük sanat sponsorlarının bu sanata merkezlerinde destek vermeleri.

Nimet Demirbağ SANLIMAN Resmi web sitesi:

www.nimetdolls.com


Kaynakça:

  • TRT2 Ömrüm Ömrüm Programı / 25 Haziran 2006
  • Radikal 10/08/2003 / Yaşamdan Kesitler / Haluk Şahin
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=84644
  • Cumhuriyet Dergi 20 Haziran 1999 Sayı:691
  • İLGİ Dergisi / Yaz 2005 / Küçük “insan” figürleri ya da: Bebek.
  • Meydan Larousse Büyük Lugat ve Ansiklopedi Sayı 27-28
  • Encyclopedia International Cilt 6
  • İstanbul Express 1951 / Mehmet ATAKER’in Röportajı
  • La Turquie Moderne ? Javier (Ocak) Sayısı 1956
  • Yirminci Asır Sayı 336 1959
  • Resimli Hayat sayı:38 Haziran 1955 / Nurcihan Neslihan KESİM / Fotoğraflar Ara GÜLER

Yorum Yazın

Comment